comments 10

Uyuşmazlık ve bakış açısı üzerine

Bilimsel bir gerçek olmadığı sürece, okuduğumuz, gördüğümüz veya söylenen herhangi bir şeyi anlamlandırdığımız şekilde algılıyoruz.

Twitter’da son zamanlarda çok denk geldiğim bir hadise var. Birisi ortaya bir şey söylüyor, yarası olan direkt “Bu taş bana mı geldi ki şimdi?” oluyor. Hatta bazen konuyla alakası olmayan biri diyebiliyor bunu (mesela genellikle ben.)

Toplumsallaşma sürecinde uyuşmazlığın yeri yoktur, uyuşmazlığa izin veren tek bir durum yoktur. Uyuşmak, dostça bir hareket sayılır. Aile içinde, okulda, dinde ya da hükümette uyuşmazlık çıkarmak, kötü, nezaketsiz, tehlikeli bir eylemdir.

Gündüz Vassaf, Cehenneme Övgü

Göndermeli Tweet’ler atmak lise ve ergenliğe ait bir şey olarak kalacak sanıyorsan yanılıyorsun. Hep var olacak. Çünkü muhtemelen biliyorsundur ki Twitter, bizim biricik terapistimiz. Ciddi ciddi, terapiste para saymak yerine Twitter’a iç dökmek aşırı mantıklı bir hareket. Bedava. Emin ol canını sıktığın kişi gelip senden saatte yüzlerce lira istemeyecek. Öyleyse kimin umrunda? Ne demiş Jony Ive;

“Bir şeyleri tatlı bir dille açıklamanızın sebebi, insanların sizi adi olarak görmemesi içindir. Yani gereksizdir.

Jony Ive / Steve Jobs Olmak, Bret Schlender & Rick Tetzeli

Acı ama gerçek. İsmimiz geçmediği halde bir şeyi okuyup üzerimize alınıyorsak kendimize yaptığımız bir eleştiri bu belki de? Aklımızın köşesinde duran, sadece birileri dile getirdiğinde canımızı sıkan bir yanılsama?

“Bu dünyada ancak bir tek kişi sizi sinirlendirebilir —o kişi de sizsiniz, baş­kası değil! Bu durum şöyle gelişir: Başka biri sizi eleştirdiğinde, aklınızdaki belirli olumsuz düşünceler otomatik olarak tetiklenir. Duygusal tepki­niz diğer kişinin ne söylediğine değil de bu düşüncelerinize bağlı ola­rak ortaya çıkar.”

David Burns, İyi Hissetmek

Yukarıdaki alıntı hayatımı değiştiren cümlelerden biridir. Sinirlendiysem veya üzgünsem bu kimsenin değil benim suçumdur. Buna izin verme ayıbını yaptıysam kimseyi suçlayamam. Bunu çözebilecek tek kişi benim.

Sırf bu cümle sayesinde hıçkıra hıçkıra ağladığım bir anda “N’apıyorum ben? Şu an bu ruh halinde olmama ben sebep oluyorum.” deyip bir anda kendimi toparlamama sebep olur. Eskisinden azıcık bile daha güçlü bir insansam o da bu cümle sayesindedir.

İyi Hissetmek kitabı, bu gibi şeyleri bana kattığı için iyi ki okumuşum dedirtiyor. Biraz ders kitabımsı olsa da psikolojiye ilgisi olan herkese öneririm.

***

Twitter’ı boşverin şimdi. Bakış açısı denen şeyin gücünden bahsetmek istiyorum biraz. Müzik! Sevdiğim şarkıların farklı versiyonlarını dinlemeye bayılırım. Melodiyi değiştiriyorsun, sözler aynı. Daha önce dans ettiren bir şarkı, yeni haliyle hüzünlendirebiliyor. Bir an ağlayacak gibi olurken, diğer taraftan gülüp geçmeni sağlıyor. Tam tersi de olabilir tabii, bilemeyiz.

Aşağıdaki videodan bu yazıyı yazmama ilham veren şarkıyı dinleyebilirsin. Muhtemelen bildiğin bir şarkı olan One That I Want.

Sonra da Ulaş‘ın önerisi olan diğer versiyonunu dinlemeni rica edeceğim. 🤗

Buna benzer çok şarkı vardır eminim ki, üstteki benim en sevdiğim örnek. Bir de Safety Dance var, ikinci sırada. Merak ettiysen önce bu ilk versiyonunu ve sonra bunu dinleyebilirsin. Bu şekilde bilindik şarkıların farklı versiyonlarına dair bir örneğin varsa yorum olarak paylaşırsan çok mutlu olurum. Bu tarz şeyleri keşfederek eğleniyorum çünkü.

Hangi versiyonu sevdiğin hiç önemli değil. Sadece bu iki versiyonun bana düşündürdüğü tek şey, farklı bakış açılarının güzel tarafları. Tabii ki de “La la la! Hadi bugün de bizi trolleyen anonim zorbalardan ders çıkaralım.” demiyorum. O apayrı bir konu.

Kültür olarak eleştiriye aşırı kapalı bir toplumuz. Birbirimize karşı asla dürüst değiliz. Kast ettiğimiz şeyleri üstü kapalı ve göndermeli şekillerde iletmeye çalışıyoruz karşı tarafa. Geri bildirim vermeyi bilmiyoruz. Biz tatlı dilli biri olmak zorunda olmasak ve karşı taraf adi biri olduğumuzu düşünse hayat gerçekten çok daha kolay olacak. Ne yazık ki bu kültürle büyüdüğüm için bu gruba ben de dahilim. Elimden geldiğince dan dan söylemeye çalışsam da, maruz kalmak hoş olmuyor.

Hollandalılar açık sözlülükleriyle tanınırlarmış. Orada staj yaparken, evini kiraladığım kızın bana ilk söylediği şeylerden biri buydu. Hollandalı olmayan arkadaşları söylediği şeyleri kaba bile buluyormuş. Mentorum olan kişi yaptığım bir tasarıma “This is awful.” dediğinde anladım ne demek istediğini. Öldürmedi ama güçlendirdi :’) Ben yine de bana karşı bu şekilde açık sözlü olan birini yapmacık samimiyete tercih ederim.

***

Ne diyorduk?

İnsanın karşısındakine duyduğu güven ve inancın eşlik ettiği bir uyuşmazlık neden olmasın? Görüş ayrılıkları ve uyuşmazlıklar neden karşıdakini reddetme anlamına gelsin? Yıllar yılı hemen hemen her konuda anlaşan iki insanın belirli bir konuda şiddetli bir uyuşmazlığa düşmesi neden bir felaket sayılsın ve bu durum neden onların birbirlerini hiç tanımamış olduklarının belirtisi sayılsın? Birbirinden farklı iki insanın, zevklerden ideolojilere varıncaya kadar akla gelen her konuda sonsuza kadar uyuşması nasıl mümkün olabilir? Birlikte olmak neden birbiriyle anlaşmak anlamına gelsin? Sağlam bir ilişkiye neden “Ne kadar da iyi anlaşıyorlar” gözüyle bakılsın? Atomun pozitif protonu ile negatif elektronunu ele alalım: Bunlar arasında ahenkli bir ilişki yok mu? Hele bir de, ancak madde ile birlikte var olabilen anti-madde düşünülecek olursa.

Özgürlük, uyuşmazlığın bir fonksiyonudur. Hiçbir zaman uyuşmak zorunda kalmama sürecidir özgürlük. Özgürlüğün doğrulanması, anlaşma peşinde koşmamakla sağlanır.

Anlaşma bir süreci durdurur. Her şeyi dondurur. Yaratıcılığı durduran bir frendir o. Eleştirel düşünce, uyuşmazlığı körüklemek demektir. Anlaşmazlık yerine anlaşmayı teşvik ettiğimizde, totaliterce ve kendimize karşı saygısızca davranmış oluruz. Doğa, çatışma içinde ve çatışma sayesinde ahengini sürdürebiliyorsa, biz de anlaşmayabiliriz. Kendi kendimize böyle bir borcumuz var. Anlaşmamak suretiyle yalancılıktan kurtulur, özgürleşiriz.

Gündüz Vassaf, Cehenneme Övgü

Gündüz Vassaf düşüncelerimi yazıya o kadar güzel dökmüş ki ben ne yazsam eğreti veya iğreti duracak. O sebeple burada noktalıyorum.

Uzun zaman sonra ilk defa bir anda klavyeye sarılıp yazı yazmaya başladım. İlhâm güzel bir şey. Bir anda beliren hisler ne hoş.

Sona ulaştın! 🎉 Buraya kadar okuduysan ve tabii ki sevdiysen, yazıyı paylaşırsan veya yorum bırakırsan çok mutlu olurum 🙂

Sosyal medyada ben;

Instagram / MediumYouTubeTwitterDribbbleBehance

Bir sonraki yazıda görüşmek üzere! 👋

Kapak Fotoğrafı: Adana M1 Real’de bulunan eğlence merkezinin gece, kapandıktan sonraki hali.

10 Comments

    • Kime göre kötü, neye göre kötü? Kabul edebilmek tabii önemli ama karşı tarafın kabul etmemesi bizim sorunumuz olmamalı bence. Neden bir şey beni rahatsız edip canımı sıksın ki? Söyleyip kurtulmak en güzeli. Bunun dolaylı yoldan yapılması daha kötü.

  1. Mesut

    Kapak fotoğrafını, önce Mr. Robot dizisinden bir kare sanıp, yazının sonunda gerçeği öğrenince hayatımı daha fazla sorgulamaya karar verdim.

Leave a Reply