comments 12

Çünkü kürkçü dükkanı!

Eveeet! Yeniden merhaba blog! Medium’u terk ettim ve tam zamanlı olarak sana emek harcamaya karar verdim. Ciddiyim! Aynı eskiden olduğu gibi. Neden mi? Nasıl mı? Çünkü kürkçü dükkanı! Burası bana ait hissettiriyor. Tamam, kabul. Medium etkileşim olarak senden birkaç adım önde ama oraya odaklanmaya başladığımdan beri kafama eseni yazma hevesimi yitirdiğimi fark ettim. İkinci sebep de “boş zaman” diye bir şeyin varlığına şahidim bir-iki haftadır. Bundan sonra yazabildiğim kadar çok yazacağım. Mümkünse en az haftada bir. Tasarımını da değiştirmek istiyorum ancak tasarımıydı kodlamasıydı derken ohooo, baya zaman alır. O yüzden şimdilik böyle takılalım.

Okul ve işi bir arada yürütmek cidden çok zor bir şey. İki yıldır çabalıyorum ve artık bıktım. Hele ki bölümde teslim edilmesi gereken projeler, ödevler varsa… Yani “son gece çalışır geçerim” kafası işe yaramıyorsa, cidden ölüm gibi bir şey. Ödev yapmam gereken süreçte iş yaparsam ödevi ne zaman yapacağım? Çin işkencelerine alternatif bir konsept olarak düşünülebilir. Sabah dokuzda başlayan okul akşam beşte bitiyor. Tam eve gelip dinleneceğim derken yapmam gereken işler aklıma üşüşüyor. Bir insan zamanı olmadığı halde neden iş alır ki? Para biriktirmek, tecrübe edinmek istemek ve en önemlisi hayır diyememek gibi sebepler. Hayır diyebilmeyi resmen bu süreçte öğrendim. Seneye üniversitede son yılım olacak ve iş almayı falan düşünmüyorum. Sadece okulu bitirmeye odaklanmak daha güzel olacak.

Bilgisayar denen şeyi keşfettiğim günden beri, sabah bilgisayarla uyanan akşam bilgisayarla uyuyan bir insandım. Okuldan gelip çantayı bir kenara fırlatıp o muhteşem düğmeye basmak ve ta-daa! Başka bir gezegende hissetmek. Keşfedilebilecek onca şey. Evden-okula, okuldan-eve tekdüzeliğini unutturacak bambaşka bir dünya. Bilgisayarım ve internetle aramdaki bağ her zaman en yakın arkadaşım diyebileceğim insandan daha güçlüydü. Çünküsü basit, daha çok şey paylaşıyorduk. Bana daha çok şey öğretiyordu, ilham veriyordu. Bloga yazdığım şeyleri de bilgisayarım aracılığıyla paylaştığımı düşünürsek, yalnız hissetmememi sağlayan bir araçtı.

Uzun bir süredir o bağın koptuğunu hissediyordum. Eskiden daha güzel bir dünyaya geçiş için aracı olarak kullandığım şey artık bir sorumluluğa dönüştü. Bilgisayar artık açmak istediğim bir şeyden çok kapatmak ve koşarak uzaklaşmak istediğim bir şey haline geldi. Eskiden birlikte çok iyi vakit geçirdiğim birinin bana sürekli “şunu yap, bunu yap, hayır uyumak yok bunu bugün yapmak zorundasın!” diyen biri haline gelmesi gibi.

Günümüze gelecek olursak. Şu an okul tatil oldu ve bir tane bile freelance işim yok. Bilgisayarı açtığımda yapmam gereken tonlarca şey aklıma gelmiyor. Araştırmaya, keşfetmeye ve bir şeylere heveslenmeye zamanımın olması o kadar güzel ki. Bu zamanı saçma sapan diziler izlemek yerine (Lost hariç…) bir şeyler yazıp çizerek harcamak istiyorum. Uzun zamandır ilk defa, ne halt etmek istersem edebileceğim bir zaman dilimine sahibim. Bunu en iyi şekilde değerlendirmezsem kendime, akrebe ve yelkovana haksızlık etmiş olurum.

İki hafta önce dördüncü stajıma başladım. Evet dört. “Senior Intern” olarak da başvurabilirmişim aslında… Şubat ayından itibaren Erasmus Staj ile yurt dışına gidebilme planları yapıyordum ve para biriktirme sebebim de buydu. Üniversite dönemindeki en büyük hayalim Erasmus yapabilmekti sanırım. Bunu başardığım için mutluyum. Hollanda’ya geleli iki hafta oldu. Buna rağmen başka bir ülkede olduğumu düşünmek hâlâ tuhaf geliyor. İlginç bir tecrübe olacak!

Yazmak istediğim o kadar çok şey var ki! Devamını ve belki de öncesini (staj bulma süreci, buraya gelme aşaması ve geldikten sonrası v.s) başka bir yazıda anlatayım. Yarın erken kalkıp bir yürüyüş (hiking) etkinliğine katılacağım ve uyusam güzel olur.

Boş zamanlarınızın kıymetini bilin ve sıkılarak çöp etmeyin. Görüşürüz!

Fotoğraf: Şu an kalıyor olduğum sitenin girişi. 🚲🍃

12 Comments

  1. Alpcan

    Bloğunu 2015’ten ya da 2016’dan beri takip ediyorum. 2017’de bir sapma oldu. Ama bunların hepsi yazıda bahsettiğin nedenlerden oldu, kesinlikle sana hak veriyorum. Böyle tekrar dönme yazıları falan yayımladın ama sonuca bakıldığında o yazılar, “sözde” kalmış oldu. Bu sefer kalıcı olman dileğiyle. Hep tasarımnı beğenmişimdir. Seni takip etmelerimden bir sebep de bu. Ayrıca o yazılarını süslediğin samimiyet de beni benden alıyor. ^^

    Bloğun tasarımın ben beğeniyorum ya. Cidden. Çok hoş bir tasarıma sahip. Zaten minimalist tasarımlara bayılıyorsun gözlemlerime göre. Minimalist tasarımlar sade; ama basit değil. Yazıların eskimesin. Hep buralarda görmek istiyorum seni. Sevgilerle. =))

    • 2016 ile 2017 arası hayatımdaki en aydınlatıcı fakat en kötü dönemdi diyebilirim. Maddi ve manevi 🙂 Sapma da o yüzden olmuştu ancak şimdi “geçmiş” diyebilmek çok güzel. Tasarımı beğendiğine çok sevindim. Yine de aklımda daha minimal ancak daha yenilikçi bir şeyler var. Hem bunu ben yapmadığım için içime sinmiyor sanırım, illa ki kendi yaptığım bir şeyi kullanacağım. Daha zamanı var ama. Bu sefer döndüm tabii kii!

    • Merhaba Furkan 🙂 Bundan sonra buralardayım! Tabii ki kullanabilirsin. Paylaşarak kullanmak istiyorsan imkanın varsa instagram hesabımı veya bu yazıyı kaynak gösterebilirsin. Kaynak gösterme imkanın olmazsa da sorun yok.

Leave a Reply