comments 6

Baştan alıyorum! – Erasmus Staj Serüvenim #1

Blog yazmaya “gerçekten” geri döndüğüme bu yazı ile emin olabiliriz arkadaşlar. Baksanıza “yazı serisi” hazırlamaya bile başladım. Hayalî alkış sesleri duyuyorum şu an. Öyleyse ha gayret!

Bundan yedi ay önce, ocak ayının başında, birinci sınıftan beri hayalim olan Erasmus programından yararlanabilmek için kolları sıvadım. Bilmeyenler için,

Erasmus+ Learning Program: Öğrenim yılını (bir veya iki dönem olmak üzere) bölümünün anlaşması olan yurt dışında bir üniversitede, hibe desteği ile okuyabilmeni sağlayan program.
Erasmus+ Traineeship Mobility: Yurt dışında bir şirkette hibe desteği ile staj yapabilmeni sağlayan program. (Staj yapacağın yeri kendin buluyorsun.)

Akademik personellere yönelik versiyonu bile varmış fakat ben sadece bu ikisini biliyorum. Yukarıdaki bahsettiklerimden yüksek lisans öğrencileri de yararlanabiliyor.

Başvuru sürecinden itibaren neyi nasıl yapacağım konusunda en büyük yardımcım internetteki kaynaklardı ama yine de bazı bilgiler oldukça yetersizdi. Ben de hem kendi sürecimi anlatmak hem de Erasmus Staj yapacak birilerine yardımcı olmak amacıyla bu yazı serisini hazırlamak istedim.

Aslında hayalim Erasmus’u değişim öğrencisi olarak yapmak yönündeydi. Traineeship olanı bilmiyordum bile. Öğrenim olarak yapamama sebebime gelirsek, öyle bir şansım yoktu. Erasmus Öğrenim’e en geç üçüncü sınıfın başındayken başvurmuş olmak gerekiyor. Ayrıca o dönemde kendi üniversitende tam zamanlı öğrenci olmalısın. (Ben o zamanlar Farabi programı ile başka bir üniversitede öğrenim görüyordum.) Okulu uzattıysan ve bir sonraki yılın “artık yıl” olacaksa çoğu üniversiteye göre Erasmus öğrenim yapamazsın. Yine de kendi üniversitenin Erasmus ofisine sormanda fayda var ancak bizim okulda böyle bir kural vardı. Son olarak, kariyerim açısından yurt dışında staj yapmış olmanın öğrenim programına kıyasla çok daha yararlı olacağının farkına vardım.

Erasmus stajı artık yılda da yapabilirsin. Mezun olacağın yıl başvurup mezun olduktan hemen sonra da. Seneye benim artık yıl olacak ama ben bu yaz üç aylığına yapmayı tercih ettim. Mezun olmadan önce ingilizceyi geliştirmiş olmak istedim.

Neden Erasmus ile staj yapmak daha kolay?

İstersen yurt dışında bir şirkette staj bulup Erasmus olmadan da gidebilirsin. Fakat Erasmus ile gidersen şöyle oluyor;

  1. Gittiğin ülkeye göre değişiyor ancak en az 500€ hibe alacaksın. Stajı maaşlı yapıyor olsan bile.
  2. Vizeye başvuru yaparken 180₺ ödemen gerekmiyor. Başvuru ücretsiz.
  3. Çalışma izni alman gerekmiyor. Hem şirket için büyük kolaylık hem de iznin çıkması uzun sürebiliyor. Zaman kaybetmemiş oluyorsun.

Daha sayayım mı!? 

Başvuru süreci

Erasmus başvurularının öğrenim yılının ikinci dönemi başlamadan (ocak-şubat arası) olduğunu az çok biliyordum ancak son aya girene kadar; “İngilizcem yeterli olur mu? Staj yeri bulabilir miyim?” gibi endişelerden dolayı kesin bir karar almayı erteledim. En son ocak ayında kesin bilgiler edinmek adına okulun “Dış İlişkiler” sayfasına göz atayım dedim. Bir de ne göreyim! Başvuru yapabilmek için staj yapacağım şirketi bulmuş olmam gerekiyormuş. Dünyanın en saçma gerekçesi bu olabilir. Stajı bulmamıza rağmen dil sınavını geçemezsek ne olacak diye kimse sormuyor. Çoğu üniversite staj yeri bulabilmek için dil sınavını geçenlere en az Nisan ayına kadar zaman veriliyor. Ayrıca daha ocak ayından taa yazın yapılacak staj için kabul alabilmek gerçekten zor. Çoğu şirket başvuruları erkenden almaya başlıyor ancak sonuçlanması nisanı buluyor. Dolayısıyla benim için zorlu bir süreç başlamış oldu. Eğer gelecek dönemde staj yapma gibi bir düşüncen varsa böyle bir duruma hazırlıklı olmanı öneririm.

Bizim okulun online başvuru tarihleri 12 Ocak – 9 Şubat‘tı. Başka bir okulunki tamamen farklı da olabilir. Duyuruda şöyle bir not vardı.

Online yapılan başvurunun ardından, başvuruyu tamamlamak için gerekli belgeleri (fotoğraf, imzalı başvuru formu, 2017-2018 Güz Dönemini de içeren son transkript, imzalı mühürlü Niyet Beyanı/Davet Mektubu) en geç 13 Şubat 2018 saat 17:00ye kadar Dış İlişkiler Birimi Erasmus Koordinatörlüğüne getirilmesi gerekmektedir.

Şu dakikadan sonra A4 kağıtları ile en yakın arkadaşından daha çok haşır neşir olacaksın. Barış imzalasan güzel olur. Evraklardan kaçış yok 🙂

Photo by Andrew Neel on Unsplash

Dil sınavı

Bu aşama benim olay örgüme göre staj yapacağım yeri kesinleştirdikten sonra geliyor ancak yine de serinin ilk yazısına dahil etmek istedim. Çoğu üniversiteye göre ilk aşama bu çünkü.

Oldukça bitkin ve hasta bir şekilde girdiğim sınavdan pek bir beklentim yoktu açıkçası. Kendime bir inansam her şey daha kolay olacak ya… Vizeyi aldığım âna kadar gerçekten başardığıma inanmamıştım bile. Hep bir aksilik çıkacak kafasındaydım. Umudu tehlike olarak görüyorum resmen. 😅

Dil sınavını geçebilmen için seviyenin en az B2 olması gerekiyor. İngilizcenin iyi olmadığını düşünsen bile bu sınava girip şansını dene. Şu Erasmus sürecinin bana öğrettiği en güzel şey ne biliyor musun?

Denemezsen zaten olmayacak. Denersen belki…

Yani denersen en kötü senaryoda bile denemediğinde karşılaşacağın duruma geri dönüyorsun. Hiçbir kaybın yok ama tecrüben olmuş oluyor.

Bazı bölümlerde 50 puanı geçmek yeterli, bazılarında 70-80. Bu aşama biraz karışık açıkçası, kendi okulun ne diyorsa odur. Bizim okulda eğitim dili İngilizce olmayan fakülteler için geçme notu elliydi. Benim fakültem de dahil.

Sınav; reading, listening, writing ve son olarak speaking bölümlerini içeriyor.

Sonuç olarak sınavı 82,415 puan alarak geçtim. (gururlu hissediyor)

Photo by Austin Chan on Unsplash

Portfolyo düzenleme ve CV hazırlığı

Grafik Tasarım bölümünde okuduğumdan benim için CV’den daha önemli bir şey vardı. Portfolyo! İlk olarak Behance ve Dribbble hesabıma kendimce yeterli bulduğum işlerin sunumlarını ekledim. Öncesinde de eklemiş olduğum bayağı bir proje vardı fakat yeni yaptığım bir ödev ve freelance bir işi ekleyerek güncellemiş oldum.

CV’ye girişmeden önce LinkedIn hesabıma daha önce Türkiye’de yaptığım staj tecrübelerimi ve İngilizce açıklamalarını ekledim. Dolayısıyla hem CV hazırlığı sırasında metin yazmakla uğraşmam gerekmedi hem de global bir LinkedIn profiline ulaşmış oldum. Yazdığım açıklamalar için Alim bazı düzeltmelerde bulundu. Tasarım alanında oldukça tecrübeli olduğu için şirketlerin ne istediğini daha iyi biliyordu ve kendimden emin bir profil çizmeme yardımcı oldu. İngilizce açısından da kontrol etmiş oldu. CV hazırlığı aşamasında bu şekilde İngilizcesi iyi olan başvuru yapacağın alanda tecrübeli birinden yardım alabilirsin.

LinkedIn’den sonra CV’ye odaklandım. Türkçe bir CV’m vardı ancak güncel değildi. Dolayısıyla tasarımı ile biraz oynayıp sade, okunaklı ve tabii ki İngilizce bir CV hazırladım. İşverenin bilmesi gereken her türlü bilgiyi içeriyordu. Kullandığım yazılımlar, önceki tecrübelerim ve o süreçte neler yaptığım…

Staj arayışı ve başvuru

Staj yapacağım yeri ararken birkaç siteden yararlandım, onları listeleyeyim.

Başvuru süreci için kendimi tanıtan ve portfolyo linklerimi içeren taslak bir e-posta hazırladım. İlanlarda verilmiş olan e-mail adresine CV’mi de ekleyerek bu e-postayı gönderdim. Her yere aynı maili göndermedim elbette 🙂 Hitap ettiğim şirket bilgilerini, mailin genel içeriğini aradıkları profile göre değiştirdim. Örneğin bir startup vardı, uygulama tasarımı üzerine stajyer arıyorlardı ve en çok istediğim yerlerden biriydi.  Ben de uygulamalarını telefonuma indirip başvuru e-postasında uygulamada eksiklik gördüğüm yerler üzerine geri bildirimde bulundum. Kabul aldım mı? Hayır. Tabii ki hemen pes etmek yok! Daha çok reddedileceğiz, yolun başındayız 🙂

Bazı sitelerde ise “Apply with LinkedIn” ile  veya site içindeki başvuru formunu doldurdum. Bu sebeple LinkedIn hesabınızın güncel olması işinizi kolaylaştırır.

* * *

Serinin ilk yazısını burada noktalayalım. 1030 kelime yazmışım, hey maşallah. Bir sonraki yazının başlığı şimdiden belli: Sifon sesi eşliğinde Skype mülakatı. Başlıktan da anlaşıldığı üzere asıl hikaye bundan sonra başlıyor. Yazıyı yazdığımda haberdar olmak istersen e-posta abonesi olabilirsin.

Kapak fotoğrafı: Photo by Jon Tyson on Unsplash

Serinin diğer yazıları

6 Comments

  1. Durmuş Kavcıoğlu

    Bu aralar bunun için pek imkanım olmasa da, en azından süreci bilmek önemli. Diğer serilerin bir an önce gelmesi dileğiyle 🙂 Aktardığın bilgilerden dolayı teşekkürler, sabırsızlık ile bekliyorum…

    • Şimdi olmasa bile belki günün birinde lazım olur umarım, veya birine yardımcı olabilmeni sağlar. Serinin devamını da en kısa zamanda yazmaya çalışacağım, teşekkür ederim yorumun için 🙂

Leave a Reply