comments 6

Sugar. Yes, please ^^

Merhabalar efenim! Bugün sanırım tatilin en güzel günlerinden biriydi 🙂 Uzun zamandır evde hiçbir şey yapmama ve sıkılma rutinine bağlamıştım ki bugün Diablo ile buluştuk. Süper eğlenceli bir kız günü yaptık. Pek dedikodu yoktu ama genel olarak dert anlatma ve hayaller üzerine plan yapmakla geçti günümüz. Çok da güzel geçti.

Ana gündemimiz Erasmus’tu. Önce okullarımızın anlaşmalı olduğu ülkelere sonra da o ülkelerdeki okullara baktık. Bunlarla da yetinmedik, gitmek istediğimiz ülkenin para birimine bakıp TL’yi ona dönüştürerek “Vahay! 500 lirayla gitsek orda 800 oluyor! Zenginiz!” diye mutlu olduk. Sonra istediğimiz okulların aynı ülkede olduğunu fark edip yeni okullarımızın arası kaç saat uzaklıkta diye baktık. 3 saatti, aman bu da bir şey mi dedik 😀 Adeta ortada hiçbir şey yokken yeni ülkemizi de, para birimimizi de, okulumuzu da çok sevdik.

Tabi burdan sonrası benim dil sınavını geçebilmem için gramer çalışmam gerektiğini hatırlamamla bölündü. Ama neden olmasın ki? 🙂

Bu hafta ani bir kararla dans etmeye başladım. Okula dönünce bir kursa falan gider miyim bilmiyorum ancak kareografi dersleri ile kendim de ilerletebilirim diye düşünüyorum. Tek yapmam gereken pes etmeden uğraşmak. Dans, müzik gibi şeylerle ilgilenmeyi inanılmaz istiyorum. 5 yıl sonra nerede olacağım konusunda hiçbir fikrim yok ama bir yandan ukulele çalarken diğer yandan dans etmek, okuyor olduğum kitabın sonunu merak ederken yatmadan önce ne çizsem diye düşünmek istiyorum. Evet, aynen bu! 🙂

Diablo ile daha önce izlemiş olmamıza rağmen heveslenmem sonucu tekrar birkaç dans videosu izledik. İlk denediğim ders aşağıdakiydi. İlk başta elbette öldürdü beni! Olmuyor 😀 Kardeşime “şu an karşımda ayna olsa eminim bir daha dans etmeyi denemiycem!” diyorum. Şükür ki ayna yok 😀 Olsun denemek de güzeldi tabii 🙂

Benim çalışmış olduğum bu videonun kareografi versiyonuydu. Tabii ki daha yavaş! 😀 Mega Jam bence Youtube’daki en iyi kareograflardan biri. Bunu bir milyonu aşmış takipçisinden de kanalındaki diğer videolardan da anlayabiliriz tabi 🙂

Bir de kafaya taktığım diğer kareografi var. Çocuk az sonra kırılacak gibi duruyor ama gözlerimi alamıyorum *-* Mükemmel 🙂 Dans etmiyor bence içten içe şarkıyı yaşıyor 🙂

İzlemelere doyamadım! Neyse, bu kadar dans muhabbeti yeter bence 🙂

Diablo ile bunları izledik. O sırada zaman su gibi geçti tabii. Ben gitmeden önce bir kere daha görüşürüz diye düşünüp merdivenlerden inerken plan yapmaya çalıştık ve bu plana Whatsapp’ta devam ettik 😀

Sonrasında misafirliğe gitmekten nefret eden beni ikna etmek için annem telefon etti. Neden olmasın? Yemin ederim evde kös kös oturmaktan bık-tım! Babam böyle tembel tembel sürekli evde pinekleyip durduğumda bana “lökeşe gibi…” diye söylenir. Lökeşe ne demek diye yıllarca düşündüm. Büyükbaş bir şey olduğunu umuyordum ama lökeşe meğersem neymiş!

lokese-kusu

Sürekli oturan, tembel bir kuşmuşum! Tatlıymış yine de bence, hihi ^v^ (BENZETMELERDEN DERS ALMAM.)

Sonra annemin ikna etmesine gerek kalmadan “Tamam, gideriz!” dedim. Yemeği yedikten sonra çıktık. Annemlerin selfie ve fotoğraf çekilme macerası haricinde eğlenceliydi. “Bizim haberimiz yokmuş gibi çek.” falan dedi. Yanımda kesici alet falan olsaydı bileğimi dikine kesecektim ama bulamadım. 😀

Fal bakamadığımı biliyordum ama fincanı kapatamamam ve kahveyi sehpaya dökmem de ayrı bir beceriksizlik bence. Kendimi kutluyorum. 😀

Sonra eve geldik.

Şu an rutin hayatıma geri döndüm gibi gözüküyor. Televizyonda Bu Tarz Benim’in tekrarı var, o saçmalıklar eşliğinde bu yazıyı yazıyorum. Buna rağmen uzun zamandır yazdığım en düzgün cümleli yazı olabilir. Sabaha karşı ya da depresyon halindeyken yazmadığım için öyle umuyorum 😀

Az önce bizimkiler çiğdem yedi ama ben yiyemedim 🙁 Sivilce problemim var! Alnımı görmemek için aynaya bakmıyorum. Sırtım, boynum. Adeta bir sivilceler cumhuriyetiyim. İstilaya uğradım ve yönetimi ele aldılar. Pazartesi günü doktora gidip şu sorunu çözmek için birkaç adım atmam gerekiyor. Yoksa yaz gelecek ve bu ciddi ciddi bir cilt sorununa dönüşecek. NOOO! Buna bi çare bulmak lazım. (YİNE İLAÇLARI ALICAM VE KULLANMICAM GİBİ GELİYO.)

Budur! Bol bol güldüğüm, bi sürü muhabbet ettiğim, iki-üç insan gördüğüm ve iç dünyamla savaşmama zaman kalmayan bir gündü 🙂

Az önce kontrol ettim ki Grammy’e iki gün kalmış! Ben bile heyecanlanıyorum nedense. POWER TV’den canlı olarak izleyip Twitter’dan saçma salak yorumlar yapmak istiyorum bakalım başarabilecek miyim 🙂

Bi susmadım be! 😀 Tamam tamam son bu! Bu da son zamanlarda beni en mutlu eden şarkıı! “Sugar. Yes, please ^^” Üşenme ama dinle bak he! 😀

See yaa! <3

6 Comments

  1. Bir ara diyet yaptığım zamanlar ben de müzik eşliğinde dans etsem mi diye düşünmüştüm çünkü manyak gibi terletiyor insanı ama sonra aynadaki görüntü faciasından korkup vazgeçmiştim hehe ^^

    Bu arada belirtmeden geçemeyeceğim bloguna bayıldım,bayıldım yani!İnanılmaz şeker 🙂

    • Pinquitte

      Aynaya bakmamaya karar verdim iyice 😀 En azından kareografiyi ezberlediğimi düşünene kadar 😀
      Çook teşekkür ederim, senin blogun da çok şirin! Mutlu mutlu yazmalara… ^^

    • Pinquitte

      Aaa Ubeyd abi 🙂 Twitter’da da takip ediyordum aslında ama 🙂 Zaten 2-3 ay anca mı oldu ne? Öyle bir şey 🙂 Geç olsun güç olmasın 😀

  2. Dans meselesi ? Yok ya pek samimi değiliz kendisi ile. Ama başarılar dilerim.
    Bu arada sivilcelere pek takılma, artık ben yoruldum onlar kalmakta ısrarcı.

    • Pinquitte

      Bendeki de öyle bi heves 😀 Ortam lazım çalışmak için, bulmak çok zor 😀
      Of baya takıyorum. Doktora da gitmedim, hayırlısı 🙂

Leave a Reply