comments 10

Özgüvenlileştiremediklerimizden misin?

Konumuz özgüven işte, girizgah yapmayacağım bu sefer çünkü baya bir saydıracağım var, ilk cümleyi bulmakla ve insanlar ilk cümleyi okuduklarında şunu şunu düşünsünler diye düşünmeye ve bunu umursamaya enerjim yok. Bari bunu umursamayayım ha?

Hayat böyle zamanlarda çok zor. Ara ara olan bir şey miydi, yoksa geçici olarak kaybolup kendini tekrar hatırlatan lanet bir kişilik özelliği mi tam adını koyamadım ama şu özgüven probleminden çektiğim şeyi hiçbir histen çekmedim. Aşk dersiniz ya hani çok zor. Aman ne acı. Yok be gülüm hiç de öyle değil. Senin özgüven seviyeni indirip koyalım bakalım bir ortama nasıl hissedeceksin. Mecnun olsam da şu hissi yaşamasam dersin, hiçbir şey zor gelmez. İç dünyana hapsolmuşsun da seni sıkıştırıyor gibi. Yer yarılsa da o an yok olsan gibi. Çevrendeki herkesten koşarak uzaklaşsan, hiçbir iletişim imkanı olmayan bir dağ evinde kitaplarınla bir ömür mutlu mutlu yaşasan gibi.

Neden kaçıyorum, neyi beceremiyorum bilmiyorum ama olmuyor. İnsanlarla göz göze gelemiyorum. Ancak çok iyi tanıyorsam, tanıdığımı düşünüyorsam yapabiliyorum bunu. Yeni tanıştığım bir insanın yanında konuşamıyorum bile, değil yüzüne bakmak. Cinsiyet fark etmiyor.

Yıllardır kendime bu klavye ile öyle samimi ve cana yakın bir karakter yaratmışım ki bunu oynamak dünyanın en güç şeyi. Oynamayı bıraktığım zaman mı kendim oluyorum, saçmalıyor muyum bilmiyorum. Bazen karaktersiz, kişiliksiz canı nasıl biri olmak isterse o olan biri gibi hissediyorum kendimi.

Karşı cinsle işler nasıl yürür unutmuşum. Mesela bir ortamda birinden hoşlandıysam, karşısına geçip oturmalı ve bunu belli etmeliymişim. Ben kim köpek karşısına oturmak? Geçen gün Starbucks’a geldik. (geldik diyorum çünkü şu an da buradayız. kapitalizme hizmette sınır tanımam.) Bir çocuğa baktım ders çalışıyor ve sırıtmıyor. Yalnız, kimsesiz. Mutlu görünmüyor, en sevdiğim. Kendim de “amaan vize haftası” diye salmışım ki sorma. Zaten normalde saçlarımla hiç uğraşmam, yataktan nasıl kalktıysam sağa, değişiklik istiyorsam sola atar öyle çıkarım dışarı. Canım farklı bir şey yapmak isterse de tararım. Neyse, lavaboya indim hemen ışık hızında eyeliner çektim ve ruj sürdüm. Bu bile hayret vericiyken, tam karşı masasına oturdum. Ama yanlış yapmışım, kıçımı dönerek oturmuşum. Karşısına geçmek kim ben kim NO WAY! Çocuk orda kulaklığını takmış beni zerre umursamıyor, zaten kıçımı dönmüş oturmuşum ne diye umursasın ki? O orada olduğu sürece kendim olamadım. Ödeve odaklanamadım. Salak salak hareketler yaptım ve aptal aptal şeyler söyledim. Acaba napıyor diye oturduğu tarafa döndüğümde çoktan gitmişti bile. DAANNNN! Ben neden böyleyim?

Dışarıdan bakıldığında soğuk duruyormuşum ben. Soğukluk bile bana fazla diye düşünüyorum mesela şu an. Ben kim soğuk? Ne haddime soğuk durmak, iki çift düzgün laf edebilsem yeter. Yaklaşamıyorum anladınız mı? Olmuyor yani yapamıyorum. Bazen deniyorum. Hadi diyorum, yapabilirsin. Ama o zaman da aşırı tepkiler verip fazla neşeli davranıyorum. Sonra bir hafta boyunca “acaba o selamı vermese miydim?” diye düşünüyorum.

Yeni yurda ilk geldiğim gün tam bir kabus gibiydi. Sabah kahvaltısına indim. Nereye gideceğimi, nereden ne alacağımı bilmiyorum. “Gözleme isteyeeen” diye seslendi abla. Başka biri önceden yaptırmış onu. Ama bana bi kaçış yolu gibi geldi ve gittim o tabağı aldım. Çayı nerden alacağımı soramadım kimseye, sesim çıkmadı. Gözleme de çok sıcaktı zaten, çaysız da yiyemedim, azıcığı kemirilmiş olan gözlemeyi aynı dakikada geri verdim. “Yemeyecek misin?” diye sordu orada çalışan abla, “Doydum ben.” diye fısıldayıp koşarak uzaklaştım. “Salak kız, aptal kız, bi çayı alamadı, kahvaltı bile edemedi.” bu düşünceler başka başka ses tonlarında kafamda yankılanırken ben dolmuşa binmek üzere ağlak gözlerle ilerliyordum. Konuşamıyorum anlatabildim mi?

Burger’a gittik. Masada bir sandalye eksik. Yan masada da iki kişi oturuyor, karşı cinsten. Yine bi elim ayağıma dolanma sahnesi ve ben çocuğa “masa boş mu” diye sordum. Çocuk da afallamış bi şekilde “boş” dedi. Elimdeki sandalyeyi arkadaşlarımın olduğu masaya sürükledim ve yaptığım salaklığı anlatıp güldüm. Sonra on saat aptal ben aptal ben diye içimden tekrar ettim.

Şükür ki şu anki sınıfımdaki arkadaşlarımla böyle problemlerim yok ama onlara da tamamen alışana kadar 6 ay geçti. Koca altı ay. Kimsenin başka bir insana alışmak için bu kadar vakti yok, olmamalı. İlişki, tanışma dediğin şey en fazla bir hafta sürer. Tam olarak hiçbir zaman tanıyamazsın belki ama, bu kadar da değil.

Böyle zamanlarda az önceki hayal gibi, yapayalnız bir evde kendim, köpeğim ve kitaplarımla sessiz bir hayat sürmek istiyorum. Sosyal medya, blog, çekildiğim selfieler, paylaşmak için yaptığım çizimler hepsi boş geliyor. Yine kaybolmak istiyorum, yapamıyorum. Anlatıyorum, geçmiyor.

Bu özgüven sorunu denen şey de ancak benimle birlikte yok olup gidecek sanırım. Çok geç. Elimden bir şey gelmiyor.

DİĞER İNSANLARIN UMRUMDA OLMASINDAN BIKTIM.

Zaten psikolojik sorunlarımız varken psikiyatri seans ücretlerinin bu kadar pahalı olmasının bizi delirtmesi nasıl bir ironi? Sanki ucuz olsa gidip kendimi anlatabilirmişim gibi, NO.

Gittim, ya da kaçtım bilemiyorum.

10 Comments

  1. Bu özgüven bizi bitirecek. Seni, beni, onu, bizi… Bizim gibileri.
    Okuldaki ilk günüm aklıma geldi, yemek yemeye gittiğim ilk günüm de geldi 😀
    İlk girilen ortam ve ortamdaki insanlar = öcü böcü 😀 Yani aslında düşünce olarak amaan o da insan diyorum hep ama davranışsal olarak cık.
    Yazdığın her şeye, her harfe, her noktalama işararetine kadar katılmakla birlikte “acaba o selamı vermese miydim?” cümlesine x5 kere gülerek hatta gülmekten katılıyorum. 🙂
    Sen koskoca Pinkuitsin, unutma.
    Ayrıca, o karşı masadaki çocuk ben olsam, sen bana sırtını döndüğün hâlde ben de sana sırtımı dönerdim.
    hee bide masa boş mu?

    • Belki de bitmişik ha!
      Bir yerlerdeki ilk günler batsın. O alışma evreleri çürüsün. Ben “amaan o da insan” bile diyemiyorum direk öcü.
      Haha 😀 Peki Kaan, acaba o selamı vermese miydim? asfasfa
      Ben mini mini bi pinkuitim taam mı!
      Sırtını dönmeden oturamamak kalp. Düşünsene karşısındakinin gözleri kafanı kaldırdığında karşında olacak ÜRKÜTÜCÜ DEĞİL DE NE! Heyecandan ölmek!
      AH ULAN MASA

  2. Özgüven Abidesi

    Canım bu konular bana çok uzak sorry.s.s Tamam tamam kestim 😀 yani şimdi şey yeşil beş beden büyük tişörtün ve sen kıyafetlerini bile adeta içlerinde saklanmak için seçiyorsun tatlişkom . Ay yok bu konuşmayı yapamıycam kendine güvensizlik filan darladı beni huh.

  3. CAGNAZZO

    açıkçası bu yazını okumak beni gerçekten çok mutlu etti. ironik bir huydur kendindekine benzer bi sıkıntı gördüğünde dışarda bunun seni rahatlatması. tamam dünyadaki en özgüvensiz kişi olduğumu düşünmesem bile her gün karşıma bu şekilde örnekleri gelmiyo hatta belki senin yazdıkların benim yaşadıklarımın yanında hiçbir şey ama, ne bilim, insan rahatlıyo ve şunu düşünüyo; ulan böyle insanlar zaten varlarsa bi yerde birbirlerini anlarlar ve o yaptığım veya yapacağım salakça hareketler umurlarında bile olmaz. istersen ateşe ateşle karşılık istersen korkunun üzerine gitmek de önüme çıkan ilk fırsatta hiç tanımadığım birini yalnız gördüğüm an (cinsiyet farketmeksizin) iki kelime yada uzun uzadıya bişeyler konuşucam.
    bakalım neler olacak 😀

    • kesin mahfeder manyak damgası yerim 😀 özgüven olmadığı kadar önyargı var, yanlış koymuşlar bana resmen 😀 ama korkunun üzerine gitme amaçlı denenebilir, neden olmasın? 😀

  4. İnanır mısın bilmem ama, inan 😀 Ne kadar saçma bir lafmış, neyse.
    Bugün o meşhur masa olayı var ya, aynısının benzerinin tıpkısının bir farklı versiyonunu yaşadım.
    Ders arası pizza keyf yapalım dedik, ismi lazım değil lanet olası bir avm’de.. Tek bir boş masa var o da kızların yanındaki dann!
    Özgüvenli arkadaş hemen onlara bakan kısma oturdu ama ben kızlara yan duran sandalyede oturmama rağmen 180 derece daha döndüm ki yanlışlıkla falan göz göze gelmeyelim. Bu da böyle bir anıydı 😀 Sonra ne oldu, pizzayı yerken sanki suç işliyormuşcasına yedim. Beni dinlediğiniz için teşekkürler. 😀

    • İnanır mıyım? Hımm bi düşüneyim asdfgadasf
      Ben sana ah ulan masa demiştim. Ah ulan masalar oldu şimdi de 😀 Yan duran sandalyeye oturduktan sonra 180 derece daha dönmek bizim işimiz kesinliklen! pizza seni yemiş bile olabilir, ben bazen bundan da şüphe duyuyorum öyle zamanlarda 😀
      güzel bir anıydı bir sonrakinde görüşmek dileğiyle şimdilik hoşçakalıyorum bak ona göre 😀

Leave a Reply