6 Aralık 2014

Ne yazacağımı bilemediğim yazı…

Sıkıntıdan balık kraker yiyerek başlıyorum bu yazıya, gidişat ne olur bilmem artık. Bu arada ben balık kraker reklamlarına bayılıyorum!

Merhabalar bu aradaa!

Sabah çok güzel bi liste yapmıştım bu gün için. “Şu yap, bunu yap, sonra şunu yap ve evet harikasın dostum!” şeklinde. İlk iki maddeyi başardım ama sonrası gelmedi. Eğer ortada bir liste varsa oradaki maddeler hariç her şeyi yaparım ama onları yapmam. Manyak mıyım neyim… Dur bakayım. Evet kesinlikle!

Ah be okuyucu. Ekşınsızlığın kraliçesiyim resmen! Ne bileyim eskiden bir kapıda kalırdım, servis kaçırırdım, birkaç salaklık yapardım da onları yazardım. Şimdi gayet rutin bir hayat sürüyorum ve ne yazacağım onu bile bilmiyorum. Galiba aranıyorum. Yok yok, böyle huzurlu ve mutluyum şükür! (tak tak tak diye tahtaya vurulur.)

Dün hocamızın önerisi ile sınıfça bir sergiye gidecektik. Öncesinde Burger’a gittik. Biri şu Ranch sosa ne kadar mükemmel olduğunu anlatsın lütfen! Her seferinde deniyorum cevap vermeye bile tenezzül etmiyor kerata. Neyse, yemek bittikten sonra 19.00 civarı gideceğimiz yere doğru yol aldık ve sergiye ulaştık.

Etnik desenler üzerine üstten çizilmiş nostaljik objelerden oluşan bir sergiydi. Oldukça ilginçti. “Üstten çizilen obje” olayı ilk kez bu sergide konu olmuş sanırım, öyle bir şey söylediler.

norstalji-resim-sergisi

Genel olarak sürüden ayrılıp ininde mutlu olan bir bünye olduğum için gitsem mi gitmesem mi kararsız kalmıştım ama iyi ki gitmişim. Hem sınıfça bir şeyler yapmak çok güzel oldu hem de sergi çıkışında kendimi bir şey yapmış gibi hissettim, güzel bir histi. Sergiye girmeden önce “sakın fiyat sormayın zaten alamayacaksınız, resimlere bakın ve düşünen adam pozu verin” tarzı geyik yapmasaydık olmazdı tabii.

Pazartesi resim kursuna başlıyorum. Bu kurduğum beş yüz bininci “resim kursuna başlıyorum” cümlesiydi kabul ediyorum. Bu sefer derslerden sonra sınıfça gideceğimiz için aksatacağımı sanmıyorum. Kendimi ne kadar geliştirirsem o kadar iyi sanırım.

hayal-edilen-yurt

Bu ayın sonuna doğru devlet yurdu sıram gelecek ve yurt değiştireceğim büyük ihtimalle. Burada baya mutluyum ama hem bizimkilere yük olmak istemiyorum hem de artık bir yere ait hissetmek istiyorum. Göçebe gibi bir yere “bir süreliğine” yerleşme düşüncesi yoruyor beni. Umarım oradaki ortam iyi olur ve zaten zorlu olacak olan o süreç aşırı zorlu olmaz. Bu odayı her türlü özleyeceğim zaten. En azından sorun çıkmasın yeter.

Geçen hafta tapastic.com‘u keşfettim. Karikatür (comic) çizerlere ve okurlara ait bir platform. Çizerler hem yapmak istediği işi yaparken hem de destekleyenler sayesinde gelir elde ediyor. Devin’in tumblr hesabını dikizlerken Tapastic’i keşfettim. Devin’in Randomphilia serisini takip etmenizi çok çok öneririm 🙂 Bu çizimi çok fazla “ben” gibi mesela 😀

Hayat her zamanki gibi güzel. Küçük şeyleri dert etmek için de çoook kısa. Ona göre yani!

Görüşmek üzereee! 🙂

Paylaş:

Hakkımda

Aycan

Keşfetmeyi, yazmayı ve paylaşmayı çok seviyorum. "Ben kimim?" sorusuna yanıt bulmaya, kendimi tanımaya çalışıyorum.