comments 14

Mahalle Anıları {mim}

Gecenin köründen merhabalar efenim!

Bir hafta kadar önce Tahsin tarafından mimlenmiş olduğum tam gecenin köründe başka bir yazı yazacakken aklıma geldi ve “kızım senin beynin ve içindeki fosforlar yerinde mi?” oldum. Hiçbir şeyi aklında tutamayan unutkan ötesi bir şapşiğe dönüştüm. Belki de hep öyleydim bilmiyorum. Uzatmadaaan; Gecikmeli bir mim ile merhabalar yani!

Mimde çocukluğumuzdaki mahalle anılarını ve aklımıza kazınan karakterleri anlatmamız gerekiyo. Ben dokuz yaşıma yadar köylü kızı olduğuma göre, mahalle bende bol! Ama aklıma gelicek mi, nasıl ve nereden başlayacağım bilmiyoruuum. Görüceeeğz!

Çoraplı

İlk aklıma gelen o oldu. Bir ve ikinci sınıfı birlikte okuduğum sürekli kızlarla takılan tatlı bi çocuktu Çoraplı. Yaz demez kış demez dizine kadar çektiği çoraplarını hiç çıkarmaz şortları ile bile kombinlerdi. Onunla barbi bebek mi oynamadık, yedi kiremit mi oynamadık, evcilik mi…

Hayatımda en çok utandığım anlardan birine geliyoruz şimdi 😀 Efenim, cahilliğimin baharındayım. Öyle böyle değil. Yaşım en fazla yedi. Mahallede kuzenle ya da başka bir arkadaşla yokuştan aşağı iniyoruz. Çoraplı’nın evinin önünden geçicez, o da başka bir arkadaşı ile üzgün bir şekilde oturuyor. Yanına gittik, “Topum patladı.” dedi. Baktım topa şöyle bi. Bildiğin gitmiş. Ama üzülmesiiiin. Çözmem lazım o durumu o anda. Dedim ki, “Ben bunu iğneyle dikerim, düzelir.” Sonra birileri güldü ama o an kim ve neden bilmiyorum… Ben çözümü buldum diye nasıl mutluyum nasıl. Cool cool yokuşu aşağı doğru inmeye devam ediyorum. Arkadan ıslıklar yükseliyor, patlayan topa çözüm bulan kız şeklinde fısıldaşıyorlar falan… Hayalimde yani. Bu olayın üstünden biraz zaman geçti, iğnenin dikerken delik açacağını anlayıp “Haaa!” olmuştum. Aydınlanmak dediğin…

Yüsürünün Zehra

Bu ne salak isim demeyin, evet. Bu yaşlı teyzenin ismi ben ve kuzenler arasında tam bir merak konusuydu. Yüsürü ne be diye deli gibi o kadını sorgulardık. Bir gün kuzenim küçükken bizim ebeveynlere mahalleden geçmekte olan adamı kocasını göstererek “Bu Yüsürünün Zehranın kocasının adı ne?” diye sormuş, sonra kopmuş herkes. Zehranın kocasının adı Yüsürü’ymüş. Ne kadar çok Zehra vardı da önüne kocasınına adını koyma gereği duydunuz bilemedim. Paradoks gibi kadın maşallah.

Bir de “Atiye Hanım Abla” vardı. Babanem hiç duraksamadan, Türkçe’nin ve ulamanın nimetlerinden faydalanarak “Atiyanımaba” diye seslenirdi. Allah rahmet eylesin tabi şimdi göçtü gitti o teyze.

Aysel ile Yüksel

İşte geldik bizim köyün Shameless iki nokta sıfırına. Şimdi Aysel ile Yüksel iki üvey kız kardeş. Yüksel ben onu bildim bileli erkek gibi takılır. Kafasına spor şapkayı ters giyer, ağarmış saçlarını paket lastiği ile ensesinde at kuyruğu yapar, kendine üç beden bol gelen kıyafetlerinin ve yaz kış fark etmeden hiç çıkarmadığı kocaman botlarının içinde kendini bulur. Aysel ise kıvırcık saçlı, pıt pıt bir kızcağızdır. (ben kadar olamasa da hehe…)

Gün gelir, anası Aysel’i evlendirmek ister. Her şey normal giderken Yüksel bu duruma karşı çıkar, çünkü kız kardeşine aşıktır. DAN! Aysel evlenemez ve Yüksel ile aynı evde yaşamaya devam eder. Aysel’e neler oldu bilmiyoruz tabii, hakkında hayırlısı.

Leblebici Dayı

Bizim mahallenin yokuşundan her çıktığında cebindeki leblebileri bize veren bi dayı vardı. Ben bu durumu heyecanla karşıyıp leblebileri cebime doldururdum. Tam da bitmesin diye teker teker yemeye özen gösterecekken annem her seferinde onların pis olduğunu iddia eder ve yedirmezdi. İçimde kalmış. LEBLEBİ VERİN BANA!

Bi de bunun kesme şekerci dayı versiyonu vardı. Adam çayı şekersiz içiyodu ve bunu inatla kahvehanedeki adama söylemeyerek çaya atmadığı kesme şekerleri cebine doldurup bize getiriyordu. At mıyız biz amca diyemedim, küçüktüm.

***

Eveet. Saat olmuş yine gecenin bi buçuğuuu. Ben hala kesme şekerci amcayı anlatıyorum. Ayrıca tam olarak Amerikan dizisinden fırlamış bi haftayı geride bıraktığım için ölümüne yorgunum. Bahsettiğim möthiş haftayı sanırım üşenirsem vlog yaparak anlatıcam çünkü çoook uzun olduğu için yazabileceğime emin değilim hehe 😀

Eveet, şimdi mimi etrafa saçalım! Tabii ki öncelikle biricik onur konuğumuz Zayicedel, namıdiğer gelecekteki ev arkadaşım Sabrina, zaten tanıdığınız Mutefendi (blogunu açabilirsem yazacak), bloggerların kraliçesi Mia (yazmayacağını bilsem de…), tatlıötesi Esin ve yazmak isteyen diğer herkeeees!

Kendine iyi bak, musmutlu kal!

14 Comments

  1. Ne güzel yazmışsın. Okurken o sokaklara gidip geldim ve benim de yazasım geldi. Ben de Akifina’yı yazardım mesela. Ya da Erikçi Dede’yi. Hiç olmadı İsmail Aga’yı yazardım. Fakat yazamam. Akifina’nın torunu, Erikçi Dede’nin yakını, İsmail Aga’nın oğlu okur, kızar bakarsın.

    • Mia’dan yorum wooohoaaa! Yaşasın! Ay lütfen dayanama ve belki yeni bir yazı görürüz o tatliş cümlelerle ha?! İnanamam, düşer bayılırım falan… Tabiki kraliçe olcaksın aa!

Leave a Reply