18 Temmuz 2015

LC Waikiki’de 10 Gün

10 gün. On gün… ON GÜN. Her şey okulun son ayında finaller için malzeme almam gereken o lanet olası gün başlamıştı.

Ziraat Bankası’nın krediyi çekmem için masumca verdiği ve beraberinde 500 TL limitli kredi kartı özelliği de olan o namıssızdı beni bu cehenneme sürükleyen, hapseden hatta mahfeden. Evet. Abartmıyorum. (!)

Okul kapandıktan sonra İstanbul, ardından da İzmit biçız yaptığım için zaman geçtikçe yavaş yavaş sıçtığımı fark ederken, kredi kartının güzelim limiti suyunu çekmişti. Zaten 500TL’lik limiti olan karta büyük bi başarı ile 499TL borç yapmış, 1TL ile yırttığımı düşünüp sevinmiştim.

İzmir’e geldiğimde bizimkiler ile parka oturmaya gittiğimiz bir akşam annemin terlik giyip giymediğini kontrol ettikten sonra masadaki bütün kafama atılabilecek ekipmanları ortadan kaldırdım ve pat diye “Bu arada benim kredi kartının da limiti tamamen dolmuş hahah!!!1!” şeklinde olayı izah ettim. Şaşırmalar, paniklenmeler derken durumu toparlamak için “Zaten ben onu çalışıp ödicem yiaaa!” dedim, iyi bok yedim 😀

lcw-kasiyeri-4

Bu olaydan hemen sonra iş arama maceram başladı. Gönül isterdi ki web tasarım maceram bir işe yarasındı ve fotoşok ile birkaç harika yaratıp (!) iki üç günde ödeyiverseydim borcu ve  bu saçmalık da bitseydi. Ama öyle olmadı.

O pazartesi kardeşim ile iş bulmayı kafaya koyarak sabahın köründe evden çıktık. Bayram döneminde LC Waikiki’nin eleman aldığını biliyordum ve kapıdan adımımı atıp eleman alımı için geldiğimi söyledikten beş dakika sonra yarın gitmem gereken bir işim vardı. Mağazadan çıktığımız gibi kardeşimle sevinç çığlıkları eşliğinde şaşırdık.

İlk gün gittiğimde doğal olarak kimseyi tanımıyordum ve ne yapacağımdan bile emin değildim. Kat, askı, line düzeni, mob gibi abuk subuk şeyleri iki günde çözdüm. O dakikadan sonra yapmam gereken tek şey bozulan kıyafetleri katlamak, askıdan çıkanları asmak, temizliğe girişmek ve müşterilere ürünler konusunda yardımcı olmaktı. Kolaaay. Hıı.

lcw-kasiyeri-1

Böyle uzun uzadıya haber spikeri gibi olmayacak bu iş, sinirimi ifade edemiyorum.

LC Waikiki, ya da benzeri herhangi bi mağaza, çalışma şartları olarak ciddi bi cehennem millet. Belki ben bayram döneminde çok kalabalık zamana denk geldiğim için böyle oldu bilmiyorum ama resmen milli pazar yerimiz olmuş ameke mağazası.

Ben bizim insanlarımızın bu kadar görgüsüz olduğunu bilmiyordum yemin ederim. Daha bayrama 4 gün varken saat 23.45’de gelip mağaza kapandı dediğimizde kafasını kepengin altından uzatıp “Ee hane oniki demeşteneez! Saati düzgün söyleseydenez yeea!” diyen aptal kadının ellerinden öpüyorum. Kol kaslarıma level atlatarak katladığım tişörtleri “Bu muğ Berkecan bu muuğ” diye açıp açıp çarşaf gibi seren annesine de hiçbirini beğenmeyen Berkecan israfına da! Arife günü gece saat 12’de gelip “Ay burda da hiçbi şey kalmamııııaş” diyen ablaya da. Kısacası herkese de, tebrikler. Milletçe alkışlayalım 😀

lcw-kasiyeri-2

On günümü yiyen bu yerin en kötüsü tabii ki arife günüydü. Sabah 9.30’da açıp gece 2’de kapatarak 17 saate yakın ayakta çalışarak ölmek üzereyken eve geldik. Son iki gün yorulup kaçan elemenlar nedeni ile 16 yaşındaki sevgili kardeşimi de yanıma alarak onu da bu işkenceye ortak ettim, aferin bana 😀 O gün acayip olaylıydı ama! Akşamüzeri sularıydı. Çocuk bölümünde olduğum için en alt katta çalışan, dünya ile ilişiğini kesmiş, tek derdi bozulan tişörtleri adam etmek olan bizler ve kalabalık bi müşteri ordusundan ibarettik. Derken yukarıda kaçışmalar oldu ve biri “olay olmuş siz duymadınız mı?” dedi. Ekşın! Hemen dünyaya dönerek yukarı kata çıktık panikle. Bi yandaki kuyumcunun oğlu babasını vurmuş, silah seslerini duyan müşteriler nereye kaçsa bilememiş. En az 10 el ateş etmiş herif babasına. Abuk subuk şeyler dönüyor ama nedeni hala belirsiz. Dibimizde bi adam öldürüldü, biz müşteri gelmez diye düşünürken oradan bir ses “Kim ilgileniyoo? Bu taytın üstüne hangisi olur?” Eben olur gerizekalı deseymişim keşke. Allah rahmet eylesin ne diyelim. Bi süre içeriye kimse giremedi, hiçkimse dışarı da çıkamadı. Polisler kepenkleri indirip bıraktı öyle bizi içeride. Vuran teslim olduktan sonra biz de tabii ki iş başına. Taytlara selam olsun.

Yorgunluktan ve sinirden ölmem haricinde bana ne kattı burası bilmiyorum.

lcw-kasiyeri-3

Baya iyi küfür etmeye başladım sanırım 😀 O pantolonu çıkarıp attığın askıyı… şeklinde, türetilebilecek her türlü küfrü yerine ulaştırdım.

Tatlı bikaç insan tanıdım.

Böyle yerlerde tam zamanlı çalışan insanların hayatlarının ne kadar vahim olduğunu fark ettim. Gel iş, git iş başka hiçbir şeye enerji kalmaz yemin ederim. On gün zor dayandım. Yatağa çeyrek kala uyuyakalmak diye bir şey…

Anneler! Nasıl bi anne olmam gerektiğini inceledim. Çocuğu yaptıktan sonra kendini elli yaşında sanan, aynaya bakmayan, çocuğuna en pahalı şeyi almasına rağmen terliği çorapla giyen, kendini beğenmeyi zaten unutmuş ama eşi için bile güzel olmaya gerek duymayan kadınlardan nefret ettim. İki çocuklu olmasına rağmen kendine de özenen annelere oha falan oldum, işte bu oldum.

Yanında hiçkimsesi olmadan bir şeyler almaya gelen insanlar ilginçti. Uzaktaki kızının yanına gideceği için “bu kazağın altına hangi pantolon olabiliiiir” diyen babayı sevdim mesela. Evdeki iki yaşındaki miniş bebeğine mutluluktan ölerek elbise almaya gelen babayı da. Kendi bayramlıklarını kendisi almaya gelip bütün tişörtleri bozarak bi türlü seçemeyen cool iki kardeşi de.

Sonuç olarak içimdeki bu nefreti yazmadan atamayacaktım ve hoh. Artık nefes alabiliyorum 😀 On günün sonunda asgari olan 200’ünü mecburen annemin yatırdığı kart borcunun kalan 300TL’sini de ödeyerek bu saçmalığa bir son verdim. Kredi kartı özelliğini de kapattırmak için her türlü zahmete giricem yakında.

lcw-kasiyeri

Peki ne öğrendiiiik? Mağazalarda kıyafet seçerken katlı olanları aşırı derecede bozmamaya dikkat ediyoruuuz. “Yok, onun işi o katlasın!” diyosak da küfürü yiyoruuuz! Bu kadar 😀

Şimdi okullar açılana kadar kalan sürede de yine para kazanmam lazım. Eve çıkmam, kendime bir şeyler almam lazım. Bu sefer daha insanca bi iş arayışına giricem, umarım bulabilirim. Bana şans dile 🙂

Görüşürüüüüz!

Paylaş:

Hakkımda

Aycan

Keşfetmeyi, yazmayı ve paylaşmayı çok seviyorum. "Ben kimim?" sorusuna yanıt bulmaya, kendimi tanımaya çalışıyorum.