1 Mart 2015

Günlük sorunsalı…

Küçüklüğümden beri en yapmak istediğim şeylerden biri günlük tutmak. Aslında geçen sene düzgünce yazdığımı düşündüğüm bir tane vardı ama bugün onu okuyunca anladım ki ben günlük yazmamış üzüntü sıçmışım. Günlüğe göre o kadar işsizim ve o kadar mutsuzum ki anlatamam. Tek yaptığım şey sorunlar yaratıp onları düzeltmek için uğraşmak. Başka hiçbir işim yok. Uğraştığım, üzerine düşündüğüm bir olay ya da fikir yok. İçten kopup gelen “vay ulan ne edebiyat parçalamışım” dediğim cümleler yok. Halen ilkokulda gibi “bugün bu oldu çok üzüldüm” tarzı şeyler yazmışım. Ayrıca defteri birine hitaben yazmam da cabası. Ya kızım bir şeyi de kendine yap ya 😀 Hitaben yazdığım kişi okuyacak diye yazmış bile olabilirim.

Bahsi geçen defterin sayfalarını hışımla kopardım ve okuduktan sonra oluşan mide bulandırıcı histen kurtulmak için kalan boş sayfalara rağmen gittim çöpe attım.

İlginçtir ki ben hala bu günlük yazma hevesinden kurtulamadım. Aradan yıllar geçtiğinde elimde eskilere dair, kendim için yazdığım, bazı sayfalarına hislerimi dökecek kelime bulamadığımdan saçma sapan karaladığım yılların yıprattığı birkaç defter olsun istiyorum.

İstiyorum ama yine beceremeyeceğimi de biliyorum. Ama bu denemeyeceğim anlamına gelmez. Düşünsene aradan 30 yıl geçecek ve sen kendi cümlelerinle o gün 30 yıl önce ne düşünmüş, ne hissetmiş olduğunu okuyabileceksin. Öyle blog, word sayfası günlük uygulaması falan istemiyorum. O kelimlere, kağıda dokunmak istiyorum.

Bakalım başarabilecek miyim 🙂

Bu yazı da isteyip de günlük tutamayan benim gibilere gelsin ^^

Yazı tamamen telefonda yazıldığı için sistemsel hatalar affola.

Paylaş:

Hakkımda

Aycan

Keşfetmeyi, yazmayı ve paylaşmayı çok seviyorum. "Ben kimim?" sorusuna yanıt bulmaya, kendimi tanımaya çalışıyorum.