11 Haziran 2017

Evi satıp MacBook Pro alma hikayem…

Eveet, nereden başlasam… Kısa bir yazı olacak diye umuyorum çünkü dev spoiler başlıkta gizli aslında.

Lisedeyken nasılsa yerleşik hayattayım, geniş ekran olsun bizim olsun diyerek satın aldığım 17″ bilgisayarım, üniversiteye başladıktan sonra hafta içi her gün sırtımda damacana taşıyormuşum hissi verince

buna bir çözüm bulmam gerektiğini fark edip bilgisayar arayışına girdim. (Üf ne cümle kurdum be…) 

Buraya kadar problem yok. Artık işletim sistemi olarak Windows kullanmak istemediğimi biliyordum. İşim tasarım olduğu için ekranın kesinlikle retina olması gerekiyordu. Sadece bu iki madde bile seçeceğim bilgisayarı belirlemeye yetmişti aslında. Fakat bir problem vardı. PARA. Bilgisayar olayını ertelemeye karar verdim çünkü ya MacBook olacaktı ya da onu alana kadar bekleyecektim.

Bir miktar birikmişin üzerine kredi çekerek satın aldığımız yeni evimizin aylık ödemeleri ilk zamanlarda problem olmamıştı ancak sonrasında okullar açıldı ve elbette harcamalar planlananın dışında gelişti. Öğrenci masrafı cidden ayrı bir olay.

Ev durumu böyle olunca satsak mı satmasak mı muhabbetleri gündeme geldi ve aslında üzülmem gereken bu duruma heyecanlanarak malum tweeti attım;

Aradan birkaç ay geçti ve ev gerçekten satıldı. Buna moral bozmakla zaman kaybedemezdim 😀 Yarıyıl tatilinde eve gittim ve zaten ara ara subliminal vererek bizimkileri çoktan bilgisayar almaya ikna etmeyi başardığımı fark ettim. Şimdi değilse ne zaman! Taksitle teknolojik alet almaktan nefret ederim, birikmiş parayla alacağım illa. Sen onun taksidini bitirene kadar hiçbir değeri kalmıyor zaten. Touchbar olsun mu olmasın mı derken Sketch’in son gücellemesiyle birlikte gelen fonksiyonlar aklımı çeldi ve touchbarlıyı seçtim. Tabi ben ona karar verene kadar dolar yükselmiş, kahretmesin.

İstanbul’a döndüğüm gibi Apple Store’a koştum. Canım Genius bana 7000 TL üzeri nakit alamıyoruz demez mi! Ya ben evi sattım sen ne diyosun 😀 Neyse ki, 7000’i nakit verip kalanı kartla geçmeye ikna ettim kendisini. Evet bi de kalan var 🙁

Şimdi sıra tweetteki ikinci aşamada. iPhone 7… Bu sefer de babaannemlerin bi zeytinlik vardı onu elden çıkarmayı düşünüyorum. 😛 Şaka tabii, bu sefer kendim çalışarak biriktirdim veee çok az kaldı. Teknolojiye neden bu kadar para harcadığıma gelince işimi devam ettirebilmem için böyle gerekiyor. Üstelik şu an hâlâ Blackberry telefon kullanan bir arayüz tasarımcı olarak hayatıma devam edemiyorum, anlıyor musunuz 😀 Sketch’i güncelleyip güncellememek bile kariyerin gidişatını belirlerken, bunlara para harcamak zorundayım. En azından ilk seferde, sonrasında yıllarca kafa rahat. Uzun süreli düşündüğümüzde hiç de öyle değil aslında. İki yılda bir bilgisayar almaktansa bir kerede alıp yıllarca kullanmak bana daha mantıklı geliyor. Üstelik Windows’tan kurtuldum daha ne olsun. Ayrıca birkaç ay önce MacBook’a verdiğim paranın yarısını onun sayesinde çalışarak geri kazandım bile. Telefonu da böylelikle alacağım yani.

Konuyla alakasız olsa da şöyle bir durum var ki, hiçbir şey dışarıdan göründüğü gibi değil. Tommy Hilfiger tişörtümü giyip Touchbar’lı MacBook Pro’mla Starbucks’ta takılıyor olabilirim. O sırada sen “bok gibi para ver millette” diye iç geçirirken ben orada muhtemelen pazar günü freelance bir şeyler yapıyorum. Ancak ve ancak ev satarak alabildiğim MacBook ile. Üzerimdeki marka tişörte de deli gibi para saçtığımı düşünebilirsin fakat tekstil sektöründen ve mesailerden nasibini almış sevgili annem sağolsun o tişört ucuz bir ihraç fazlasından başka bir şey değil. Gerçekten kararlıysan hiçbir şey imkansız değildir ve kimseyi dışarıdan bakarak yargılama.

Everyone you meet is fighting a battle you know nothing about. Be kind. Always.

Neyse… WWDC17’yi izleyince anladım ki ömrüm bunlara para saçmakla geçecek. iPad, Apple Pen… Sıradaki hayallerim bunlar olsa da sen ne biçim minimalistsin diye kendimi uyarmadan geçemeyeceğim.

Travel more. Buy less.

Deneyeceğim, söz!

Son olarak biraz carlayayım. İstediği iş için verdiğim fiyatı beğenmeyen müşteri, eeey müşteri. Biz de teknolojiye yatırım yapıyoruz sonuçta dimi. Boşuna istemiyoruz o kadar parayı 😀

Bu da böyle bir anımdır.

Kendine iyi bak, görüşürüz ^^

Paylaş:

Hakkımda

Aycan

Keşfetmeyi, yazmayı ve paylaşmayı çok seviyorum. "Ben kimim?" sorusuna yanıt bulmaya, kendimi tanımaya çalışıyorum.